4 Temmuz 2026 Cumartesi

Martin Eden


                       Martin Eden 

 Martin Eden' ın ne kadar mükemmel bir kitap olduğundan bahsetmeme gerek yok sanırım ama belki bilmeyen vardır diyerek büyük bir istekle Jack London' ın bu eserinden kısaca bahsedeceğim. 

 Martin Eden öncelikle mükemmel bir kitap ama mükemmel bir karakter değil ve onu müthiş yapan şey de bence bu. Kitap beni anlatımıyla büyülediği gibi önümüze sunduğu karakter gelişimi ile de büyülerdi. 

 Arzuladığı büyük bir isteği olan, ona ulaşmak için elinden geleni ardına koymayan bir karakterden bahsediyoruz ve biz de onun öğrenme ve gelişme yolculuğunda eşlikçisi oluyoruz. Duyduğu tutkulu bir aşkla başlayan bu istek bir çoğumuzun da korktuğu hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor. Peki size soruyorum, hiç rüyalarınızı süsleyen o hayalin aslında hiç gördüğünüz rüyadaki gibi olmadığını gördünüz mü? Bence hayal kırıklığından korktuğumuz kadar bu durumdan da korkmalıyız. En basitinden bir örnek; bir çiçeğe uzanıyorsunuz ve görünüşü kadar güzel kokmadığını fark ediyorsunuz ama ona uzanabilmek için dikenli bir tarlaya girdiniz, pahalı ve lezzetli görünün bir yemek sipariş ediyorsunuz ama tadının görünüşü kadar iç açıcı olmadığını fark ediyorsunuz, oysa ki o yemek çok pahalıydı. 

 Martin Eden' ın durumu da bu şekilde. Halktan birisi, alt tabakadan birisi o ve dünyadan bakıp da uzayda gördüğü parlak bir yıldıza aşık oluyor. Yıldızlara -üst tabakaya- ulaşabilmek için uykusunu, parasını ve zamanını feda ediyor. Hayaller kuruyor, rüyalara dalıyor. İlerliyor, ilerliyor ve ilerliyor. Yolun sonundaki o ışığın ise aslında hayalini kurduğu kadar parlak olmadığını görüyor. Onu tüketen de bu oluyor. Aşık olduğu yıldız aslında boşlukta asılı duran bir kütleymiş ve Martin kendi etrafını doldururken o boşluğun farkına varamamış. 

 Bu kitap herkes için değil, bu karakter de öyle ki sığ bir insan zaten anlayamaz. Bu kitap ''Gel de şaşırma. Aynasıza bak, sarhoş sandı beni iyi mi? Gerçi öyleyim. Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.'' diyen Martin Eden gibi duygularını hayatın ağırlığı ile birlikte hissedenlere: Tanrının çılgın aşığı olup hayatını bir buseye feda edebileceklere, huzuru hülyalarda bulanlaradır. 

 Bu kitap kök salamayanlara, her yere uyum sağlayıp bir yere tutunamayanlara, Martin Eden in değişi ile ''Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü. Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle, hakları için savaşma ve karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu. Ama hiç bir yere kök salamamıştı. Etrafındakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olmamıştı. Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş, daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş, kitapları, sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı. Sonunda buradaydı işte,'' bu hissi paylaşanlaradır. 

 Hastalığı bedeninde değil, ruhunda hisseden, iyileşemeyenleredir. 

 Martin Eden' dan bu kadar bahsettim. Peki ya size onun aramızda bir yerlerde olduğunu ve belki de kendimizin de birer Martin Eden olduğumuzu söyleseydim. Hemen anlatıyorum.

 Uykusuz gecelerin, bol tüketilen kafeinlerin ardından karşınızdaki o hedefe vardınız ve kendinize ''Tamam, ben buradayım ama şimdi ne olacak?'' diye sordunuz mu? Bu sorunun asıl sebebi tüm enerjinizi ve motivasyonunuzu zirveye giden yolda harcamanız ve zirveye vardığınızda aslen hala aynı kişi ve hala aynı hayata sahip olduğunuz fark etmenizdir. Müthiş bir sonuç beklersiniz ama hayatınızdaki çarklar yer değiştirse, temizlense veya paslansa da hala aynı şekilde döner. Bu ise bizi tatmin etmez.

 Ha bir de illüzyonlar var. Karşımızdaki hedef gözümüzde o kadar büyür o kadar şehvetlenir ki ulaştığınızda o şehveti yakalayamayabiliriz. elde ettiğimiz muazzam başarılar, attığımız büyük adımlar o kadar kalitelidir ki ulaştığımız hedefin değerini düşürür.

 Düştüğümüz büyük boşluklar, o anımızın ve geleceğimizin değersizleşmesi,  çabalarımızın boşa çıkmış gibi hissettirmesi ve durgunlaşma. Tüm bunlar hissedilebilecek en büyük hayal kırıklığıdır. 

 Blogumuda bu konuya yer vermemin sebebi benim de buna benzer bir durgunlukta olmam. Yakın zamanda yetenek sınavına girdim ve şimdi tüm yıl beklediğim gün bir kum saatinin taneleri gibi aktı, bense sonucu beklerken ne yapacağımı bilmiyor, karnımdaki ağrı ve göğsümdeki gerginlik ile umutsuzluk içinde bekliyorum. Ya hayal kırıklığına uğrayacak ve sınavı kaybedeceğim, ya da sınavı kazanacak ama dört yılımın hiç de hayal ettiğim gibi geçmeyeceğini öğreneceğim. Ama tabii ki bu bir ihtimal ve hiç birimiz sonuca ulaşmadan ne olacağını bilemeyiz. Bu ihtimal gerçekleştiğinde ise ya boşlukta sürüklenecek ya da kendimize yeni bir harita oluşturacağız. Ki söylemek isterim, Martin Eden oluşturamamıştı.

 







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Martin Eden

                        Martin Eden   Martin Eden' ın ne kadar mükemmel bir kitap olduğundan bahsetmeme gerek yok sanırım ama belki bilm...