SİS
Bence bir çoğumuzun aşina olduğu ve adını koyamadığı bu hisse sis diyebiliriz. Hani bilgisayarımız çok ısınır da soğusun diye kapatırız ya, fikrimce beynimizde aynı mantıkla çalışıyor.
Heyecanlı olmam gereken bir durumun içerisindeyim ve benim yerimde olan öğrenciler belki korkuyor, belki panik veya üzgün ama ben hiçbir şey hissetmiyorum. Bu his öyle duygusuzluk gibi değil de daha çok duyguların gölgesi içimde üşmüş gibi. Hafifler ama her yeri kaplıyorlar, buna rağmen bir ağırlık vermiyor hatta sanki beynimin on off tuşuna basmışım da kapatmışım gibi hissettiriyor.
Bir az da beni bu duruma sokan şeyden bahsedeydim, ben güzel sanatlar lisesi resim bölümü için yetenek sınavına gireceğim. 2 yıllık hayallerim ve 1 yılımı verdiğim emeğime güveniyorum.
Azcık da kendimize güven hakkında konuşalım. Kendine güven dendiğinde tek bir şeyden bahsedilmiyor, eğer kendinize güvenecekseniz hayallerinize de güveneceksiniz, emeklerinize de güveneceksiniz ama en çok da bu yolda attığınız adımlara güveneceksiniz. Tevekkül edecek dua edeceksiniz ama en kıymetlisi tüm kalbiniz ile yapacaksınız bunu. Hayallerinizi düşünün, nefes almak gibi, değil mi? Nasıl ki nefes almadan yaşayamıyorsanız bu hayalin umudu olmadan da yaşayamayacağınızı fark edeceksiniz ve o adımı atacaksınız. Küçük bir adım olacak belki ama o küçük adım olmadan yol ne başlar ne de biter.
Düşeceksiniz belki gerçekleşmeyecek ama denedim diyebileceksiniz, yaptım olmadı diyeceksiniz. Ben her zaman iki pişmanlık arasından birini seçerim. Bu pişmanlıklardan biri yapmadığımız şeyler için duyulan pişmanlıktır, sonucu belli değildir, denesek yapar mıydık yapamaz mıydık bilemeyiz, cevabını bilmediğimiz ve üzerine teoriler ürettiğimiz bir soru gibidir bu pişmanlık ama asla cevap anahtarı yoktur.
Bir de benim her dağim avucumda tuttuğum pişmanlık var. Yaptığım eylemden duyduğum pişmanlık. Bir yola adım attım, nasıl ilerlediğimi gördüm ve sonucuna vardım. Kısaca giriş, gelişme ve sonuç anlarına da hakimim ve bu yola olabilecek tüm gelişmeleri düşünerek baş koydum. Sonucu biliyorum ve başlamadığım için pişman değilim, belki beni pişman edecek olan şey sonuçtur ama en azından, ya bu yolda adım atsaydım? pişmanlığını hissetmeyeceğim. Şunu bilin ki sahip olmadığınız bir yükü taşımak sahip olduğunuz bir yükü taşımaktan daha zordur bu yüzden o adımı atın ve sonucu öğrenin.
Sonucu öğrenin ki içinizdeki sis dağılsın.
Bu bloga ilk kez gelen sen, benim amacım öğrendiklerimi öğretip birilerine pusula olmak ve eğer bir kişinin bile yolunu aydınlatacaksam ne mutlu bana.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder