Hayat Herkese Aynı Bakmıyor
Bunu zaten biliyordum fakat bazen yalnızca bilmekle olmuyor. Nasıl desem, sanki duymuşuz, kulağımız aşina ama düşünmemişi gibi ve bence insanların farklılıkları gibi zamanın da aynı vakitte farklı akması muazzam.
En mutlu gününüzü düşünün; doğum gününüz, mezuniyetiniz, düğününüz veya sadece sevdiklerinizle geçirdiğiniz sakin ama mutlu bir an. Bir de en kötü gününüzü düşünün; büyük bir kavga, hayal kırıklığı, cenaze, küslük...
Birbirine zıt olan bu iki duygu aynı yin ve yang gibi aynı çemberin içinde dönüyorlar ve evet, bu iki duygunun içinde de birer nokta var.
Mutluluğu ele alalım, kahkahalar, yüzlerden silinmeyen o gülümsemeler, gün bittiğinde ''Zaman ne kadar da hızlı geçti.'' dediğimiz o geceler. İşte bu beyaz dairenin içinde de bir siyah leke var. Bu siyah leke akıp giden zamanın ta kendisidir. Gün bittiğinde gelen ''Keşke o anı tekrar yaşasam, keşke hiç bitmemiş olsa.'' dileği, ve belirsiz bir yarın. Geçirdiğimiz mutlu günün tam ortasında duran o siyah nokta aslında bizi mutlu eden şey. Nasıl yani? Bir düşünün, her gününüz mutlu, her gün yüzünüz gülüyor ve siz hayatınızın her anında olan o duyguyu özleyebilir misiniz? Bizim mutluluğu hissetmemizin asıl sebeplerinden biri de onu özlememiz, ona ihtiyaç duymamız. Mutluluğu değerli görüyoruz çünkü o bizi karanlıktan sıyırıp etrafındaki ışığa sürüklüyor.
Bir de kimsenin adını anmak istemediği ama birçoğumuzun da içinde bulunduğu o siyah daire var. O dipsiz kuyunun içindeki beyaz nokta ise çok değerli. İçinde bulunduğumuz karanlıkta önümüzü göremeyiz, kendimizi sonsuzluğa uzanan bir boşluğun içinde buluruz. O karanlıkta bize uzanan hiç bir eli göremeyiz, duyduğumuz sesler yabancılaşır ve biz o karanlık dairenin içine gömülürüz. İşte tam da bu anda bir ışık kendini gösterir, tek bir farkla. O beyaz daire bu sefer geçmişin kendisidir. Mutluluklar, hülyalar, kahkahalar... hepsi bir film şeridinde toplanmıştır.
İçinde ışığı barındıran bu kuyunun ve içinde leke olan bu ışığın birleşimi ise hayatın ta kendisidir. Hayat aynı yin ve yang gibidir.
Benim bunu fark etmem ise hayatımın en beyaz gününde siyah noktanın farkına varmamla oldu. Hayatımın en güzel günüydü, sevdiklerimle saatler geçirdim, fotoğraflar be videolar çektim, müzik eşlinde dans ettim... İşte ben bunları yaşarken hayat bir başkasına bana baktığı gibi bakmıyormuş ve ben bunu bilerek o günü yaşadım. Ben gülmekten ağlarken birisi acı göz yaşları döküyormuş, ben sevdiklerimle anı paylaşırken o sevdiği birinin acısıyla daralıyormuş, bu hayatın her köşesinde böyle, hayat zıtlıklarla dolu ve zaman o zıtlıkları bize bir arada gösteriyor.
Işıltılı bir günde o siyah lekeyi hatırlayın çünkü o zamanın gelip geçici olduğunu size fısıldarken, karanlık bir gündeki o beyaz nur hayatın iniş çıkışlarını, mutluluğun ne kadar kıymetli olduğunu size hatırlatacak.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder